Ankara Kalesi (Ankara)

5

Konuklarına eşsiz bir kent manzarası sunan Ankara Kalesi, başkentin en önemli sembollerinin başında geliyor. Tarihi en az Ankara kadar eski olan askeri yapıda Galatlar’dan Romalılar’a, Selçuklular’dan Osmanlı’lar kadar pek çok medeniyetin izlerini görmek mümkün. Üstelik dar sokaklarında gezerken birbirinden güzel fotoğraflar çekebileceğiniz kalenin çevresi de en az içi kadar ilgi çekici fırsatlar barındırıyor.M.S. 620 yılında Sasaniler’in kenti ele geçirmelerinin sonrasında tarihi yapı kısmen harap duruma düşmüş. 7. yüzyılın 2. yarısında Bizanslılar’ın kentte hâkimiyet kurması sonucunda yapıda onarım çalışmaları başlamış.Hatta dış kale bu çalışmalar sırasında İmparator II. Konstantinos’un emriyle inşa edilmiş. Sonraki dönemlerde sık sık Bizans ile Selçuklu hâkimiyeti arasında gidip gelen kale, Osmanlılar tarafından da kullanılmasına rağmen Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın yaptırdığı dışında onarım görmemiş.Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde ise kalenin en yüksek burcu olan Akkale, 1921 yılından itibaren Atatürk’ün direktifleri doğrultusunda kurulan Eti Müzesi’ne ev sahipliği yapmış.Kültürel tesisin kapsamının genişletilip Anadolu Medeniyetleri Müzesi adını alması ve Kurşunlu Han ile Mahmut Paşa Bedesteni’ne taşınmasının ardından kalenin bu bölümü 1948’den itibaren depo olarak kullanılmaya başlanmış.Günümüze kadarki süreçte hem savunma hem de yerleşim amaçlı kullanılan Ankara Kalesiiç içe geçmiş 3 sıra surla çevrelenmiş. Dış kalenin duvarlarının yüksekliği 8 ila 10 metre arasında değişen kısımlarında blok halinde mermer ve bazalt, geri kalanındaysa tuğla kullanılmış.4 katlı iç kalenin yapımındaysa Ankara Taşı ile birlikte çevredeki antik yapılardan getirtilen parçalardan yararlanılmış. Doğu, batı ve güney yönlerinde uzanan duvarlarda 15-20 metrede bir 5 köşeli savunma kulesi yer alıyor. Bu kulelerin toplam adedi 42.Ankara Kalesi’nin hem iç hem de dış bölümlerinde Osmanlı döneminden kalma pek çok yapı sizleri bekliyor. Bu yapıların bir kısmı hediyelik eşya dükkânı, sanat evi, restoran ve otel olarak kullanılırken; bir kısmında zengin koleksiyonları ile gezginlerin ilgisini çeken müzeler faaliyet gösteriyor.Hisar Kapısı’ndan iç kaleye girdiğinizde karşınıza çıkacak evler, mimari açıdan Hamamönü’nde 19. yüzyılda inşa edilen konakların öncülleri konumundalar. Dik bir alan üzerine inşa edildiklerinden bu yapılar dar planlı olarak tasarlanmışlar. İki ya da üç katlı evlerin yapımında ahşap, kerpiç ve tuğla kullanılmış. Yerel halk alt katları kışlık, üst katları yazlık kullanıma uygun şekilde oluşturmuş.Yazlık kattaki “Cihannüma” isimli odalarla birlikte geniş saçaklar, kale içindeki Ankara Evleri’nin belirleyici özelliklerini oluşturuyorlar. Toplam sayısı 400’e yakın olan bu evlerin bir kısmı restore edilmiş. Geri kalan kısmıysa ne yazık ki kaderine terk edilmiş durumda. Metruk haldeki yapıların bulunduğu bölge güvenlik açısından riskli olduğundan, iç kaleyi gezerken bu kısımdan uzak durmanızı tavsiye ederim.Bir zamanlar kentin ticari hayatının merkezi konumunda olan kale çevresindeki sokaklar ise günümüzde antikacılar ve hediyelik eşya dükkânları ile çevrelenmiş durumda. İlginç isimlere sahip bu mekânlarda alışveriş yaptıktan sonra dilerseniz Pirinç Han’ın avlusunda soluklanıp, bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

Galeri
Hizmet

Harita

Yorum

0.0 Yapılan 0 Yorum
1 Yıldız
2 Yıldız
3 Yıldız
4 Yıldız
5 Yıldız

Yorum Yap
Bu yorumun, kendi deneyimime göre yazıldığını, konum hakkındaki samimi görüşüm olduğunu ve bu kurumla herhangi bir kişisel veya ticari bağım olmadığını ve bu yorumu yazmam için hiçbir teşvik ya da ödeme teklif edilmediğini taahhüt ediyorum. Listeleo'un sahte yorumlara ilişkin sıfır tolerans politikası olduğunu anlıyorum.

Sign In